| Duygu Olmadan Yaşanmaz!... |
|
|
|
| Çarşamba, 05 Mayıs 2010 14:06 |
|
Yüzyılı aşkın bir süredir psikologlar ve felsefeciler “duygu”nun ne anlama geldiği konusunda tartışıyorlar Tüm araştırmacılar aynı kanıda olmasa da bazı kuramcılar temel duygu kümeleri olduğunu öne sürüyor. Bu kümelerin başlıca adayları ve bazı üyeleri şöyle:
Öfke: hiddet, hakaret, içerleme, gazap, tükenme, kızma, sinirlenme, hınç, kin, rahatsızlık, alınganlık, düşmanlık ve belki de en uç noktada, patolojik nefret ve şiddet. Üzüntü: acı, keder, neşesizlik, kasvet, melankoli, kendine acıma, yalnızlık, can sıkıntısı, umutsuzluk ve patolojik olduğunda şiddetli depresyon. Psikologların ve sosyologların günümüzde yapmaya çalıştıkları şey duygunun yerine aklı koymaya değil, ikisi arasındaki akıllı dengeyi bulmaya çalışmaktır. Tüm bunlardan da anlaşıldığı gibi duygular olmadan yaşanamaz. Her his bir duygudur. En sert görünümlerin altında bile duygu dolu bir kalp vardır. Yaşamımızda çok önemli bir yer tutan duygularımızı ne kadar kontrol altına almak istersek isteyelim alamayız. Üzülünce ağlarız, mutlu olunca güleriz. Ama mutlaka bir reaksiyon gösteririz. Aslında insanın duygularını içine atması iyi değildir. Hissedilen hangi duygu olursa olsun onu göstermeliyiz. İçimize atığımız duygularımız bizi sonradan yaralar ve üzülmemize neden olur. Yazımızda duygularımızdan bahsetmişken sizlere Aşkın Gerçek Hikayesini de yazmak istiyorum: ************************* Bir zamanlar, bütün duyguların üzerinde yaşadığı bir ada varmış: Mutluluk, Üzüntü, Bilgi ve tüm diğerleri, Aşk dahil. Bir gün, adanın batmakta olduğu, duygulara haber verilmiş. Bunun üzerine hepsi adayı terk etmek için sandallarını hazırlamışlar. Aşk, adada en sona kalan duygu olmuş çünkü mümkün olan en son ana kadar beklemek istemiş. Ada neredeyse battığı zaman, Aşk yardım istemeye karar vermiş. Zenginlik, çok büyük bir teknenin içinde, geçmekteymiş . Aşk, "Zenginlik, beni de yanına alır mısın?" diye sormuş. Zenginlik, "Hayır, alamam. Teknemde çok fazla altın ve gümüş var, senin için yer yok." demiş. Aşk, çok güzel bir yelkenlinin içindeki Kibir'den yardım istemiş. "Kibir, lütfen bana yardım et!", Kibir "Sana yardım edemem, Aşk. Sırılsıklamsın ve yelkenlimi mahvedebilirsin." diye cevap vermiş. Üzüntü yakınlardaymış ve Aşk yardım istemiş: "Üzüntü, seninle geleyim." Üzüntü "Of, Aşk, o kadar üzgünüm ki, yalnız kalmaya ihtiyacım var." Mutluluk da Aşk'ın yanından geçmiş; ama o kadar mutluymuş ki Aşk'ın çağrısını duymamış. Aşk, birden bir ses duymuş. "Gel Aşk! Seni yanıma alacağım..." Bu Aşk'tan daha yaşlıca birisiymiş. Aşk o kadar şanslı ve mutlu hissetmiş ki, onu yanına alanın kim olduğunu öğrenmeyi akıl edememiş. Yeni bir kara parçasına vardıklarında, Aşk'a yardım eden yoluna devam etmiş. Ona ne kadar borçlu olduğunu fark eden Aşk, Bilgi'ye sormuş: "Bana yardım eden kimdi?" Bilgi "O, Zaman'dı" diye cevap vermiş. "Zaman mı? Neden bana yardım etti ki?" diye sormuş Aşk. Bilgi gülümsemiş: "Çünkü sadece Zaman Aşk'ın ne kadar büyük olduğunu anlayabilir" ************************* Hayatımızda her türlü duyguya yer vardır. Yeter ki biz hangi duygunun hangi zaman dilimine uygun olduğunun farkına varalım. En güzel duygular, En huzurlu ve mutlu anların sizin olmasını dilerim. Sevgiyle kalın…
Kaynak: Kıbrıspostası Favori olarak işaretleyin Favorilerinize ekleyin
Bunu e-posta ile gönder
Okuma: 273 Yorum yaz
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız, eğer kayıtlı değilseniz lütfen ilk önce kayıt olunuz.
|














Kıbrıs postası Köşe yazarı ve şairlerimizden olan "Songül Kantarcıoğlu" Yine aynı basın Kuruluşunda yazmış olduğu yazısında "Duygunun" Ne anlama geldiği konusunda Bir alıntı yaparak Değerli yazarımızın yazısını sizlerle paylaşmak istedik.
